2 April 2017

Sebastiao Salgado ”Toprağımdan Yeryüzüne” kitabı inceleme yazım;

Belgesel Fotoğraf’ın duayenlerinden Brezilya’lı fotoğrafçı Sebastiao Salgado’nun bu biyografi kitabında; Dünya’da olup biten ancak anlık haberleri almanın neredeyse imkansız olduğu bir dönemde, dolayısıyla insanların bihaber olduğu uzak coğrafyalardaki sanayileşme, yoksulluk, açlık, göçler, etnik/iç savaşlar, tarım-maden-çelik-gemi işçileri, yerliler ve tüm bu olumsuzluklar içindeki çocuklar vb. sosyal konuları kendi deyimiyle; bir ‘’ayna’’ işlevi görerek görsel kayıt altına aldığı fotoğraflar ile görsel farkındalık yaratmaya çalıştığı anlatılıyor.

Salgado’nun doğduğu mekan, tarım ve hayvancılık ile geçinen aile çiftliğindeki işveren-işçi ilişkileri, hayvancılık dolayısıyla yüz kilometreler ötedeki mezbahalara 50 günlük uzun yürüyüşler, kasabada okula gitmek için kırsalı terk eden ilk kuşaktan olması, çocuk arkadaşları ile aynı ortamlarda bir arada yaşaması, harçlık için çalışmaya başlaması, öncelikle Hukuk’u sonrasında Brezilya’da değişen ekonomi ile iktisat eğitimi alması, uzun vadeli makro-ekonomiye ilgisi, Fransız Kültür Merkezi’nde Eşi ile tanışması ve askeri diktatör rejim ile Fransa’ya göç etmeleri, Mimar Eşi için aldıkları fotoğraf makinesine duyduğu yüksek ilgi, Dünya Bankası ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile Afrika’da ekonomik kalkınma için projeler oluşturmak adına ilk Ruanda, Burundi, Kongo, Uganda ve Kenya ile başlayan belgesel fotoğrafçısı olma serüvenini okuduğumuzda foto-röportajlarındaki kuvvetli öykülerin başarısında; fotoğraflananlar ile ilişki kurabilmek; dolayısıyla uzun soluklu projelerin kuvvetli etkileyiciliğinin yanısıra tüm bu hayatındaki aldığı aile-okul eğitimi, değişik ülke/şehirlerdeki farklı sosyal ilişkiler, entelektüel/ekonomi üzerindeki birikimi ve ideolojik paralellikler gözler önüne seriliyor.

Kendisi ile özdeşleşen Siyah-Beyaz film ile renkli film arasındaki tercihi, analog’tan dijital’e geçişi, son dönemlerde psikolojisini bozan ağır olumsuz koşullardaki sosyal konulardan sonra Dünya’da ‘’dokunulmamış’’ yerleri fotoğrafladığı Genesis projesi dile de getirilmiş.

Anlık ifadesiz snapshotların aksine; özellikle belgesel fotoğraf projesi yapmak isteyenlerin; proje seçimi, sebebi, ne aktarmak istediği, kitlelere neyi nasıl aktaracağı sorularına cevap arayan; proje’nin nitelikli olması için de projeyi çekecek fotoğrafçının edindiği eğitim, ilgi alanları, sosyal çevresi’nin yanısıra makroekonomik sebep-sonuç ilişkilerini araştırması ve o konu ile alakalı daha öncesinde yapılmış görsel sanatları, yayınları incelemesi, alınacak notlar ile keşif gezilerinin mutlaka olması gerektiği anlamı çıkan bu kitabı fotoğraf ile ilgilenen herkesin okumasını tavsiye ediyorum.

Uğur ÇOBANOĞLU

IMG_7131